“Üç Ay”lar ve İçerisindeki “Mübârek Geceler”

Bilindiği üzere, bazı mekânlar emsâline göre daha mukaddes, bazı insanlar akrânına nisbetle daha muhterem kılındığı gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran daha kudsî, daha mukaddes ve daha mübârek kılınmıştır.

Mukaddes mekânların başında, Mekke-i mükerreme, içindeki Ka’be-i muazzama ve etrâfındaki Mescid sâhası ya’nî meşhûr ismiyle “Mescid-i Harâm”, Medîne-i münevvere ve içindeki “Mescid-i Nebevî”, Kuds-i şerîf ve içindeki “Mescid-i Aksâ”, yine Medînedeki “Mescid-i Kubâ” olmak üzere, Allahü teâlâya ibâdet edilen bütün câmi ve mescidler, O’nun emir ve yasaklarının öğretildiği yerler gelir.

Muhterem insanların başında, [üstünlük sırasına göre] Nebîlerin ve Resûllerin sonuncusu olan Hazret-i Muhammed (aleyhis-selâm), Hazret-i İbrâhîm, Hazret-i Mûsâ, Hazret-i Îsâ, Hazret-i Âdem ve Hazret-i Nûh (aleyhimüs-selâm) bulunmaktadır ki bunlara “Ülü’l-azm” Peygamberler denilir. Bunlardan sonra, 313 (Üçyüzonüç) “Resûl” gelmektedir. Bunlardan sonra da, “Nebî” adı verilen 124 binden ziyâde olduğu bildirilen Peygamberler gelir.

Peygamberlerden sonra ise, üstünlük sırasında “Sahâbe-i kirâm”, “Tâbiîn” ve “Tebe-i Tâbiîn” başta olmak üzere diğer âlim ve velîler bulunmaktadır.

Bilindiği üzere, Allahü teâlâ, kullarına çok merhamet ve şefkat ettiği, acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tevbe, namaz ve oruç gibi ibâdetleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Aslında kullarının çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve ayları birer sebep kılmıştır.

Meşhûr velîlerden Zünnûn-i Mısrî (rahmetullahi aleyh): “Recep ayı tohum ekme, Şa’bân ayı sulama, Ramazân ayı ise hasâd ayıdır” buyurmuştur.

Bu ayların her üçüne de hürmet etmelidir. Hürmet etmek ise, günâhlardan uzaklaşmakla ve ibâdetleri yapmakla olur. Hürmet edip, saygı gösteren, kat kat karşılığını görecektir. Fakat, bu mübârek zamanlarda va’dedilen sevâplara kavuşabilmek için, her şeyden önce i’tikâdı düzeltmek lâzımdır. Doğru İlmihâl bilgilerini öğrenmek ve yaşayışını da bunlara uygun hâle getirmek gerekir.

Ayrıca çok tevbe ve istiğfâr etmeli, kazâya kalmış namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını, sadaka-i fıtırlarını, kurbânlarını hemen kazâ etmeye başlamalıdır. Bir an önce bu borçlardan kurtulmak için çalışmalıdır.

Bilindiği gibi, Receb ayının her gecesi kıymetlidir; her Cum’a gecesi de kıymetlidir; bu iki kıymetli gece bir araya gelince, dahâ da kıymetli olmaktadır. Receb ayının ilk Cuma gecesi “Regâib Gecesi”dir ki, evvelki gün, ya’nî 23 Nisan 2015 – 04 Receb 1436 Perşembe gününü Cumaya bağlayan gece mübârek “Regâib Gecesi” idi.

“Reğâib”: rağîbetler, ihsânlar, ikrâmlar demektir. “Regâib Gecesi”, Cenâb-ı Hakk’ın ihsân ve ikrâmlarının Nisan yağmuru gibi indiği bir gecedir. Receb ayının 27. Gecesi ise “Mi’râc Gecesi”dir. [Günü gelince, inşâallah, bir nebze ondan da bahsederiz. Cenâb-ı Hak, sıhhat ve âfiyet içerisinde, sevdiklerimizle birlikte, daha nicelerine kavuşmamızı nasip buyursun.]