Şiddet Kesinlikle Reddedilmelidir

Şiddet, zulüm, işkence kim tarafından yapılırsa yapılsın ve kime karşı olursa olsun, tasvip edilemez, hoş görülemez, görmezden gelinemez.

Gelişme, teknoloji ve bilim çağı olarak yaşadığımız 21. yüzyıl dünyâsında; yavrularımızın çeşitli şekillerde şiddete ma’rûz kaldıkları; çocuk yaştaki genç kızların cinsel olarak sömürüldükleri, ta’cîz ve tecâvüz edildikleri; genç insanların hayâtlarının bahârında öldürüldükleri maalesef bir vâkıadır.

Aslında şiddet, bütün dünyâ “Anayasa”larında da, “Kanun”larında da yasak olan bir davranıştır. “İnsan Hakları Evrensel Beyânnâmesi”nde de, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nde de, “Kopenhag Kriterleri”nde de uygun görülmeyen bir davranış tarzıdır.

Televizyonlardaki ve radyolardaki programlar, gazete ve dergilerdeki yazılar, bu konuda yayınlanacak kitaplar, bu problemin hallinde yardımı olacaktır.

 “Dünya Sağlık Örgütü”nün 2002 yılındaki bir raporunda, senede 1 milyon 600 bin kişinin şiddet yüzünden hayâtını kaybettiği vurgulanmıştır. Bu, çok büyük bir rakamdır. 2002’den bu yana bu miktar azaldı mı, çoğaldı mı? Bunun araştırılması lâzım.

Yerli ve yabancı birçok çalışmanın ortak sonucu olarak, erkeğin kadına şiddet uygulamasındaki en temel sebeplerden biri, özellikle erkeğin kendi âilesinde de şiddet içeren bir ortama ma’rûz kalmış olması (özellikle babası annesine şiddet uygulamışsa) ve alkol kullanımının yüksek olmasıdır.

Şiddet maalesef, dünyânın ister gelişmiş olsun, ister gelişmekte olsun, isterse geri kalmış olsun her ülkesinde görülmektedir. Hergün, şiddete dâir pek çok şeyi, Gazete ve İnternet Sitelerinde okuyoruz, Radyo ve Televizyon haberlerinde dinliyor ve izliyoruz.

Amerika’da 20 yaşında bir delikanlının önce annesini, sonra 20’si anaokulu çocuğu olmak üzere 26 kişiyi öldürüp daha sonra da kendi canına kıymasını hoş görebilecek bir tek fert çıkar mı?

Norveç’te 77 kişiyi öldüren bir genci kim ma’kûl karşılayabilir?

Bu misâlleri çoğaltmak ve her sâhaya teşmîl etmek mümkün.

Bunları belirttikten sonra netîce olarak ifâde edelim ki:

Kocanın hanımına, hanımın kocasına [meselâ bir kadın kocasının önce burnunu kırmış, sonra da kulağını kesmiştir]; anne-babanın evlâdına, evlâdın ana-babasına; hocanın talebesine, talebenin hocasına; idârecinin memûrlarına, patronun işçilerine, doktorun hastasına, hastanın doktoruna, komutanın askerlerine, polis-bekçi-asker ve jandarmanın diğer insanlara, insanların hayvânlara zulmetmeleri [İspanya ve Brezilya’da matadorların boğalara kılıç saplamaları kesinlikle zulümdür] aslâ ve kat’â müsâmaha edilecek şeyler değildir. [Anadolu’da horozların dövüştürülmesi, develerin ve boğaların güreştirilmesi, köpeklerin kapıştırılması gibi bazı kötü âdetler vardır; bunlar da câiz değildir ve hayvânlara zulümdür.]