Peygamberlerin ve Kitapların Gönderilmesi, Allah’ın, Kullarına Olan Ni’metlerinin En Büyüğüdür

Makâlemizin hemen başında ifâde edelim ki, bütün Peygamberlerin ve kitapların gönderilmesi, bunlarla sırât-ı müstakîmin, doğru yolun, rızâ-i İlâhî’ye ve Cennet’e götüren yolun gösterilmiş olması, şüphesiz ki, Yüce Allah’ın, kullarına olan ni’metlerinin en büyüğüdür.

Dünyâdaki bütün insanlara çok acıyan Rabbimiz, iyi, güzel ve faydalı şeyleri yaratıp, dostunu-düşmânını ayırmadan, herkese gönderiyor. Bu cümleden olarak, Peygamberleri vâsıtasıyla, beşeriyete saâdet yollarını göstermiş, iyi-kötü, güzel-çirkin her şeyi onlara öğretmiştir. Allah’ın bize öğrettiği edep ve ahlâk, değişmeyen en güzel ve en doğru ahlâktır.

Peygamberlerin, insanlığa yaptıkları çok önemli hizmetler vardır. Peygamberlerin hepsi, insanları fevz u necâta ya’nî dünyâda ve âhirette kurtuluşa da’vet etmiş, sırât-ı müstakîmi, doğru olan yolu, bıkmadan, usanmadan ve yılmadan anlatmışlardır.

Bütün Ülü’l-azim Peygamberler, Resûller ve Nebîler (aleyhimüsselâm), bütün varlıkların yaratanı ve hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâya ibâdet etmenin şeref ve üstünlüğüne çağırmışlardır.

Peygamberler, beş şeyin korunmasını gözetmişlerdir: Dînin, aklın, nefsin/cânın, neslin/ırzın/nâmûsun ve malın korunmaları.

Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm, hem bir “Nebî”, hem bir “Resûl”, hem bir “Ülü’l-azim Peygamber”, hem de “Hâtemü’l-Enbiyâ ve’r-Rusül”dür.

O, aynı zamanda bir “Devlet Başkanı”[İslâm Devleti’nin ilk temelini o binâ etmiştir], bir “Başkumandân”[27 gazveyi bizzât kendisi idâre etmiştir], bir “Başkâdî” [“Biz, zâhire göre hükmederiz, bâtını Allahü teâlâ bilir” buyurarak hukûkun temelini atmıştırve bir “Başmuallim”dir. Nitekim bir hadîs-i şerîflerinde “Ben, bir muallim olarak gönderildim” buyurmuştur.

Bunların yanında ideal bir eş (âile reîsi), mükemmel bir baba, mütekâmil bir dededir. Mübârek zevcelerinden, çocuklarından, torunlarından hiçbirisi, kendisinden herhangi bir şikâyette bulunmuş değildir. Ona hizmet eden, yanında bulunan kimselerden herhangi biri, hattâ 150.000 sahâbîsinden bir tek ferd bile ona karşı herhangi bir memnûniyetsizlik ifâdesinde bulunmamıştır.

Hazret-i Ayşe annemize, onun ahlâkı sorulduğunda,”Onun ahlâkı, Kur’ân ahlâkı idi” cevâbını vermiştir.

Onun “Seyyidü’l-kevneyn = iki cihânın Efendisi”, “Resûlü’s-sekaleyn = insanların ve cinnîlerin Peygamberi”, “Mahbûb-i Rabbi’l-âlemîn = âlemlerin Rabbi’nin Habîbi, mahbûbu, sevgilisi” ya’nî en çok sevdiği zât gibi çok güzel sıfatları da vardır.

Onun, bütün âile efrâdına, yanında bulunan ve hizmet eden kimselere, Eshâb-ı kirâmına, komşularına, hanımlara, çocuklara, gençlere, yaşlılara, yetîmlere, fakîrlere, dışarıdan gelen yerli ve yabancı hey’etlere, müslim ve gayr-i müslim bütün insanlara ve hayvânlara karşı örnek davranışları vardır.