Peygamberimiz De “Her Gün Ve Gecede Beş Vakit Namazın Farz” Olduğunu Açıklamıştır

Geçen haftaki makalemizde ifade etmiştik, ama tekrar ifade edelim ki, herhangi bir şeyi sadece Kur’an-ı Kerimde aramak yanlış olur. Dünya işinde bile durum böyledir. Mesela, Anayasada bir kimseyi öldürmenin cezası yazılı değildir; bu husus kanunlarda yazılıdır. Hadis-i şerifler kanunlar gibidir. Kur’an-ı Kerimde anlayamadığımız veya bulamadığımız hükümleri bulmak için hadis-i şeriflere bakarız. Orada da bulamazsak icmâya bakarız; bu, âlimlerin ortak hükmüdür. Orada da bulamazsak kıyâs-ı fukahâya bakarız.

PEYGAMBER EFENDİMİZE  İTÂAT ETMENİN LÜZUMU

Kur’an-ı Kerimde buyuruluyor ki:

“Kur’ân-ı Kerimi insanlara açıklayasın diye sana indirdik.”  (Nahl: 44)

“De ki: Eğer Allahı seviyorsanız, bana tâbi olun…” (Âl-i İmran: 31)

“Ona tâbi olun ki, doğru yolu bulasınız.” (A’râf: 158)

“Resule itaat eden Allah’a itâat etmiş olur.” (Nisâ: 80)

Peygamber Efendimizin yanlış bir şey söyleyeceğini düşünmek, Allahü teâlânın kelâmını inkâr olur. Çünkü Allahü teâlâ “Resulüme uyan kurtulur” buyururken, buna inanmamak Allah’ı inkâr etmek olur.

Bu husustaki âyet-i kerime meallerinden birkaçı da şöyledir:

“Allaha ve O’nun ümmi nebi olan Resulüne iman edin; ona tabi olun ki doğru yolu bulasınız.” (A’râf: 158)

“Kim, Allaha ve Resulüne itaat ederse, elbette en büyük kurtuluşla kurtulmuştur.” (Ahzâb: 71)

“Peygamber size neyi verdiyse alın, neyi yasak ettiyse ondan da sakının.”(Haşr: 7)

“Ey iman edenler, sizi hayat verecek şeylere [dinin emirlerine, ebedi Cennete, doğru itikad ve amellere] davet edince, Allaha ve Resulüne icabet edin.” (Enfâl: 24 )

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin…” (Âl-i İmrân: 31)

Bu âyet-i kerime inince, münafıklar, şimdiki müsteşrikler gibi, “Muhammed kendine tapılmasını istiyor” dediler. Bunun üzerine aşağıdaki âyet-i kerime indi. (Şifa-i Şerif)

“De ki: Allah’a ve Peygamber’e itaat edin. Eğer (Peygambere uymayıp) yüz çevirirlerse, (kâfir olurlar.) Elbette Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân: 32)

Âdem aleyhisselâmdan beri, her dinde bir vakit namaz vardı. Yâni her ümmet mutlaka namaz kılardı. Kimisi sabah, kimisi öğle, kimisi akşam, kimisi yatsı namazı kılardı. Hepsinin kıldığı, bir araya toplanarak ümmet-i Muhammed üzerine farz kılındı. Mükellef olan yâni âkıl ve bâliğ olan her müslümanın, her gün ve gecede beş vakit namaz kılması “farz-ı ayn”dır.

İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran yararlı şey, namazdır. Peygamberimiz, “Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini ayakta tutar, yani kuvvetlendirir. Namaz kılmayan ise, elbette dînini yıkar” buyurdu.

Namaz kılmak, îmânın şartı değilse de, namazın farz olduğuna inanmak, îmânın şartıdır. Namazın dindeki yeri çok büyük ve önemi çok fazladır. Namaz kılmak böyle büyük bir ibâdet olduğu için terkedilmesi de çok büyük günahtır. Sevgili Peygamberimiz, “Namaz dinin direği, her hayrın anahtarıdır” ,  “İmandan sonra en büyük vazife namaz kılmaktır” ve “Her peygamberin ümmetine son nefeste vasıyeti namazdır” buyurmuştur.       

Yine bazı hadis-i şeriflerinde buyurdu ki: “Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.” (Taberânî)     “Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibâdet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.” (Taberânî)   “Namazı doğru kılanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.” (İmam Ahmed)   “Allah buyuruyor ki: “Söz veriyorum ki, namazlarını vaktinde, doğru olarak kılana, azab etmem, onu sorgu-suâle çekmeden Cennete koyarım.” (Hakim)

Namazla ilgili hadîs-i şerîflerden birkaçı da şöyledir:  

“Namaz dinin direğidir, terkeden dinini yıkmış olur.” (Beyhekî)

“Namaz kılan, Kıyamette kurtulacak, kılmayan perişan olacaktır.” (Taberânî)

“Namaz kılmayan, Kıyamette, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulur.” (Bezzar)

“Namazı kasten bırakanın ibâdetleri kabul olmaz ve namaza başlayıncaya kadar Allahü teâlânın himayesinden uzak kalır.” (Ebu Nuaym)

Namaz, çok önemli bir ibâdet olduğu için, namaz kılmayanın imanla ölmesi çok zayıf bir ihtimaldir. Namaz kılmayanın kalbi kararır, o kimse diğer günahları da işlemekten çekinmez.

İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki:

 “Namaz kılmak ve diğer ibâdetleri yapmak ancak müminlere kolay gelir. Kur’an-ı kerimde, “İman ve ibâdet etmek, müşriklere güç gelir” ve “Namaz kılmak müminlere kolay gelir” buyurulmaktadır. Namaz kılmamak, iman zayıflığından ileri gelir. İmanın kuvvetli olmasının alameti, dinimizin emirlerine severek kolaylıkla uymaktır.” (C.1. m.191, 289)

İki hadis-i şerifte: “Cenneti isteyip de, Allah’ın yasakladıklarından kaçınmayan, isteğinde yalancıdır” ve “Cenneti isteyen, hayırlı işlere koşar, Cehennemden korkan, haramlardan kaçar” buyuruluyor. (Beyhekî)

NAMAZIN BEŞ VAKİT OLDUĞUNA SÜNNETTEN BİRKAÇ DELİL

Kur’an-ı Kerimi Peygamber efendimiz açıklamıştır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: ”5 vakit namazla emrolundum.(Sahih-i Buhâri)

”Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile cuma namazı, öteki cumaya kadar aralarda işlenen günahlara keffârettir.” (Sahih-i Müslim)

”5 vakit namaza devâm edin.” (Taberâni)

Yine Peygamber Efendimiz, “Beş vakit namazı kılan, Ramazan orucunu tutan, zekatı veren ve büyük günahlardan sakınan herkese, kıyamette, cennetin 8 kapısı açılır” buyurup, Nisâ suresinin “Nehyolunduğunuz büyük günahlardan kaçarsanız, küçük kusurlarınızı örter, sizi şerefli bir makama yükseltiriz” mealindeki 31. âyet-i kerimesini okudu. (Hâkim’in Müstedrek’i)

“Birinin evi önünde, bir nehir olsa, günde beş defa bu nehirde yıkansa, üzerinde kir kalır mı ?” sorusuna, Eshâb-ı kirâm, “Hayır ya Resulallah!” dediler. Onlara buyurdu ki: “İşte beş vakit namazı kılanların da günahları böyle kalmaz.” (Buhâri)