“Oniki İmâm” Denilen Büyük Zâtlar – 4

Bundan önceki 3 makâlemizde, “Oniki İmâm”dan Hazret-i Alî, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin’den (radıyallahü teâlâ anhüm ecmaîn) kısaca bahsettik. Bildiğiniz gibi, onlardan her birine birer makâle tahsîs ettik. Aslında, her biri için birer kitap yazmak lâzım; fakat sâdece “zikr-i cüz’ irâde-i küll” yanî “parçayı zikredip bütünü kasdetme” kâidesine göre, birer nebze bahsedebildik.

Şimdi sıra 4, 5 ve 6. İmâmlara geldi. Tabîî, makâlemizin hacmi belli olduğundan, bunları da kısaca ele alabileceğiz. Ama ileride zaman içerisinde inşâallah, bu büyüklerden tekrâr bahsetmek, hattâ kıymetli sözlerinden de nakiller yapmak istiyoruz.

4- İMÂM ZEYNE’L-ÂBİDÎN ALÎ (rahmetullâhi teâlâ aleyh):

Tâbiîn’in büyüklerinden olup, Hazret-i Hüseyin’in oğlu, İmâm Zeyd’in ve İmâm Muhammed Bâkır’ın babalarıdır.

“Oniki İmâm”ın dördüncüsü olan “Alî bin Hüseyin bin Alî bin Ebî Tâlib”in künyesi, “Ebû Muhammed” ve “Ebü’l-Hasan”, lakabı ise, “Seccâd” ve “Zeynelâbidîn”dir.

666 (h. 46) yılında Medîne-i Münevvere’de doğdu; 713 (h. 94) senesinde, Halîfe Velîd’in emri ile, Medîne vâlîsi Osmân bin Hayyân tarafından, Muharrem ayının on sekizinde, [doğum yeri olan Medîne’de] zehirletilerek şehîd edildi. Vefât edeceği gece, oğlu Muhammed Bâkır’dan abdest almak için su istedi, vasiyetini de bildirdi. “Cennetü’l-Bakî” isimli kabristânda, amcası Hazret-i Hasan’ın yanına defnedildi.

Annesi, Acem pâdişâhının kızı Şehr-i Bânû Gazâle’dir. Hazret-i Ömer’in hilâfeti zamânında, Eshâb-ı kirâm ordusu İrân’a gidip, Yezdicürd’ün memleketini fethettiler. Oradan çok esîr ile ganîmet getirdiler. Esîrlerin arasında pâdişâhın üç kızı da vardı. Medîne-i münevvereye geldiklerinde, hepsini Halîfe Ömer’e (radıyallahü anh) teslîm ettiler. Hazret-i Alî bu kızları satın aldı. Bunlardan Şehr-i Bânû Gazâle’yi oğlu Hazret-i Hüseyin’e nikâh etti. Zeynelâbidîn işte bu anadan oldu. İkincisini Hazret-i Abdullah bin Ömer’e, diğerini de Hazret-i Muhammed bin Ebî Bekr’e nikâh ederek verdi.

“İmâm Zeynelâbidîn” hadîs, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde âlimdir. İmâmlığı, yâni tasavvufta insanlara feyz vermesi, doğru yola kavuşturması otuzdört (34) sene sürmüştür.

Eshâb-ı kirâmın çoğunu görmüştür. Hazret-i Âişe, Hazret-i Ümmü Seleme, Abdullah ibn-i Abbâs, Ebû Hüreyre, babası Hazret-i Hüseyin ve amcası Hazret-i Hasan (radıyallahü anhüm)  ve diğerlerinden hadîs-i şerîfler işitip rivâyet etmiştir. Rivâyet ettiği bâzı hadîs-i şerîfler, “Kütüb-i Sitte” adı verilen mu’teber altı hadîs kitâbında yazılıdır.

İmâm Zeynelâbidîn’den (rahmetullahi aleyh) kendi oğulları Muhammed Bâkır, Zeyd bin Alî, Abdullah bin Alî, Ömer bin Alî’den başka Zeyd bin Eslem, Âsım bin Amr, Ebû Seleme bin Abdirrahmân, Tâvus bin Keysân, Yahyâ bin Saîd, Ebü’z-Zinâd ve diğerleri hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir.

İmâm-ı Zührî, “Ondan daha üstün bir fıkıh âlimi görmedim” demiştir.

Tasavvuf ilmindeki yüksek derecesi ve hâlleri çok medhedilmiştir.

5- İMÂM MUHAMMED BÂKIR (rahmetullâhi teâlâ aleyh):

Hazret-i Hüseyin’in oğlu İmâm Zeyne’l-âbidîn Alî’nin oğlu yanî Hazret-i Hüseyin’in torunu, İmâm  Ca’fer-i Sâdık’ın babasıdır. Künyesi “Ebû Câfer”dir. Tâbiînden olup “Oniki İmâm”ın beşincisidir.

676 (h. 57) senesinde Medîne’de doğdu. 731-732(h. 113)’de yine orada vefât etti. Medîne’deki Bâkî kabristanında babasının yanına defnedildi.

Eshâb-ı kirâmdan Hazret-i Câbir ve Hazret-i Enes ile görüşüp onlardan, ayrıca Tâbiînin büyüklerinden hadîs-i şerîf rivâyet etti.

Medîne’nin büyük fıkıh âlimlerindendir.

Zamânında, bütün dünyâdaki evliyânın feyz kaynağı oldu. Kerâmetleri meşhûrdur. Evliyâlık yolunda olanlara feyz, onun vâsıtası ile verilirdi. İmâmlığı ondokuz sene sürdü. Bütün ilimlere vâkıf olduğu için kendisine, “ilimde ve fazîlette üstün” ma’nâsına “Bâkır” denildi. İlim ve hikmet dolu sözleri çoktur. Kerâmetleri meşhûrdur.

Ebû İshâk es-Sebîî, Atâ bin Ebî Rebâh, Amr bin Dinâr, İbn-i Şihâb ez-Zührî, Rebî bin Heysem, Haccâc bin Ertat, Mekhûl eş-Şâmî, İmâm Evzâî, İmâm A’meş, Kâsım ibnü’l-Fadl ve İbn-i Cüreyc kendisinden hadîs rivâyet ettikleri gibi, İmâm Buhârî ile İmâm Müslim ve başka âlimler de ondan hadîs-i şerîf rivâyet ettiler.

6- İMÂM CA’FER-İ SÂDIK (rahmetullâhi teâlâ aleyh):

Eshâb-ı kirâmı görmekle şereflenen İmâm Ca’fer-i Sâdık, Tâbiîn’in ve evliyânın yükseklerinden, İslâm âlimlerinin de büyüklerindendir.

Babası Muhammed Bâkır, onun babası İmâm Zeynelâbidîn, onun babası Hazret-i Hüseyin ve onun babası da Hazret-i Ali’dir.

Annesi “Ümmü Ferve” olup, Hazret-i Ebû Bekr’in neslindendir. Yanî vâlidesi, Ebû Bekr-i Sıddîkın torunu olan büyük âlim ve velî Kâsım’ın kızıdır.

 “Oniki İmâm”ın altıncısı ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlimlerin dördüncüsüdür. Künyesi, “Ebû Abdillah”tır. “Tâhir”, “Fâdıl” gibi lakabları vardır; en meşhûru “Sâdık”tır.

702(h. 83)’de Medîne-i münevverede doğdu ve 765 (h. 148) senesinde yine orada vefât etti. Kabri, “Cennetü’l-Bakî”de olup, babası ve dedesi yanındadır. 

İnşâallah, bu büyük zâtın hayâtına bilâhare devâm edeceğiz.