Öğrenilmesi Farz Olan İlimler Hangileridir?

İslâm âlimlerinin kitaplarında yazdıklarına göre:

“Ehl-i sünnet i’tikâdını, farzları ve harâmları öğrenmek âkıl ve bâliğ, erkek ve kadın her müslümâna farzdır.

Bunları öğretmek ve kendisine lâzım olandan başka fıkıh bilgilerini öğrenmek, Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini ve hadîs ilmini öğrenmek farz-ı kifâyedir.

Fıkıh bilgileri, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden öğrenilmesi farz olan bilgilerdir…..” [Abdülgani Nablusî, el-Hadîkatü’n-Nediyye, s. 324]

“Öğrenmesi farz veyâ vâcib olan fıkıh bilgilerini öğrenmemek fısktır. Fâsıkların şâhidliği kabûl olmadığı için, şâhidlere i’tirâz olunduğu zamân, hâkim şâhidlere fıkıhtan sorar. Bilmezlerse, red olundukları gibi, ta’zîr de olunurlar…..

Kur’ân-ı kerîmden namâz kılacak kadar ezberlemek farzdır. Bunu öğrendikten sonra, fıkıh bilgilerinden farz-ı ayn olanları öğrenmek, Kur’ân-ı kerîmin fazlasını ezberlemekten dahâ iyidir. Çünki, Kur’ân-ı kerîmi ezberlemek, ya’nî hâfız olmak farz-ı kifâyedir. İbâdetler ve muâmelât için lâzım olan fıkıh bilgilerini öğrenmek ise, farz-ı ayndır.

Helâl ve harâma dâir ikiyüzbin mes’eleyi ezberlemek lâzımdır. Bunların bir kısmı farz-ı ayndır. Bir kısmı da farz-ı kifâyedir. Herkese, işine göre, lüzûmlu olanlar farz-ı ayn olur. Fakat hepsini öğrenmek, Kur’ân-ı kerîmi ezberlemekden dahâ iyidir.…. Fıkıh okuyarak, helâli ve harâmı öğrenmelidir.

Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde “Hikmet”i övmüştür. Tefsîr âlimlerinin çoğu “Hikmet, fıkıhtır” demişlerdir. Fıkıh bilgileri, dört mezhebin âlimlerinden öğrenilir. Dört mezhebden birinde bulunmayan fıkıh bilgisi câiz değildir….. [Seyyid Allâme Muhammed Emîn İbn-i Âbidîn, Hâşiyetü Reddi’l-Muhtâr ale’d-Dürri’l-Muhtâr fî Şerhi Tenvîri’l-Ebsâr, Önsöz]

Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emirlerine, ya’nî farzlara ve yasak ettiklerine [harâmlara] uyması lâzımdır. Bir farzın yapılmasına, bir harâmdan sakınmağa ehemmiyyet vermeyenin îmânı gider, kâfir olur. Kâfir olarak ölen kimse, kabirde azâb çeker. Âhırette Cehenneme gider. Cehennemde sonsuz yanar. Afv edilmesine, Cehennemden çıkmasına imkân ve ihtimâl yoktur.

Kâfir olmak çok kolaydır. Her sözde, her işte kâfir olmak ihtimâli çoktur. Küfürden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahî, hergün bir kerre istiğfâr etse, ya’nî “Estağfirullah” dese, muhakkak afv olur, ya’nî, “Yâ Rabbî! Bilerek veyâ bilmeyerek küfre sebeb olan bir söz söyledim veyâ iş yaptım ise, nâdim oldum, pişmân oldum. Beni afv et” diyerek cân u gönülden tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak afv olur. Cehenneme gitmekten kurtulur.

Cehennemde sonsuz yanmamak için, hergün muhakkak tevbe ve istiğfâr etmelidir. Bu tevbeden dahâ mühim bir vazîfe yoktur. Kul hakkı bulunan günâhlara tevbe ederken, bu hakları ödemek ve terk edilmiş namâzlara tevbe ederken, farzları kazâ etmek de lâzımdır.