Muhammed Murâd-ı Kazânî’nin Tahsili

Muhammed Murâd-ı Kazânî​, ilk tahsîline altı yaşında memleketinde başladı. Önce babasından ve annesinden Kur’ân-ı kerîm okumayı öğrendi…
Geçen haftaki 2 makâlemizde kendisinden birazcık bahsettiğimiz Muhammed Murâd, ilk tahsîline altı yaşında memleketinde başladı. Önce babasından ve annesinden Kur’ân-ı kerîm okumayı öğrendi. Sonra bulunduğu diyârın meşhur âlimi İsmâîl Kaşgârî’nin en meşhûr talebesi olan dayısı Şeyh Molla Hüsâmeddîn’den okudu. On sekiz yaşına kadar dayısından ders alıp nahiv, mantık, ahlâk ve fıkıh ilimlerini okudu. Dayısına yardımcı müderris, asistan oldu. Bu yardımcılığı, okuduğu dersleri iyice anlamasına ve hazmetmesine sebeb oldu.
İyi bir medrese tahsîli görerek, medrese tahsîlini bitirdikten sonra, Kazan’a gitti. Oradan bir seyyâh ile 1875 [h. 1293]’de Buhârâ’ya ve Mâverâünnehr‘e gitmek üzere yola çıktı. Troyski‘de iki sene kaldı. Burada Molla Şerefüddîn ve Molla Muhammed Cân medreselerinde “Şerh-i Akâid” kitâbını okudu ve aklî ilimleri tahsîl etti.
Daha sonra Taşkent ve Buhârâ’da bulunan meşhûr âlimlerden ders aldı. Taşkent üzerinden Buhârâ’ya giderken, iki ay Taşkent’te kaldı. Orada “Şerh-i Akâid” ile “Şerh-i Hikmeti’l-Ayn” adlı eserleri bazı âlimlerden tekrar okudu.
Sonra Buhârâ‘ya gitti. Orada dört sene kalıp, tanınmış âlimlerden ders aldı. Ancak Buhârâ’nın eski havasını bulamadı. Oradan tekrâr Taşkent‘e gitti. O civârdaki âlimlerden de iki sene ders aldı. Taşkent’te kalacak yeri yoktu. Bir tekkede kaldı ve ilim öğrenmekle meşgul oldu.
Kendi ifadesine göre, bu dönemde, Tasavvuf ile ilgili temel eserleri, bilhassa Muhyiddîn İbn-i Arabî’nin El-Fütûhâtü’l-Mekkiyye’sini, Fusûsu’l-Hikem’i ve bu eserlerin şerhlerini okudu; Muhyiddîn İbn-i Arabî’nin görüşlerine vâkıf oldu.
Kaldığı tekkede, Arapça ve Farsça çok kıymetli tasavvuf ve siyer kitapları vardı. Büyük bir heves ve zevkle bunların hepsini okumaya koyuldu. Onları okudukça hâlleri ve düşünceleri çok değişti. Tasavvufa meyli arttı. O zamana kadar geçirdiği vakte esef etti. Siyer kitaplarını okurken, Peygamber Efendimizi rüyâda gördü. Bu sırada bir şeyhe tâbi oldu.
Sonra Buhârâ’ya dönmek istediyse de, bâzı dostları, hacca gitmesini söylediler. Bunun üzerine seçkin bir yolcu kâfilesi ile hacca gitmek üzere, Taşkent’ten ayrıldı.
Buralardaki tahsîlini de tamamlayıp 1878 [h. 1295]’de Hindistân‘a ve daha sonra hac için Hicâz’a gitti. Semerkant, Belh, Celâlâbâd, Peşâver, Lahor, Mültan, Haydarâbâd ve Karaçi‘ye uğradılar. Ramazan ayında Karaçi’de kaldılar. Bayramdan sonra gemiyle on sekiz günde Cidde’ye vardılar.
Hac ibâdetini yaptıktan sonra Medîne-i münevvereye gitti. Medîne’de Emîn Ağa Medresesine dâhil oldu. Sonra Şifâ Medresesine, daha sonra da Mahmûdiye Medresesine girdi. Oralarda çeşitli ilimleri okudu ve okuttu. Aynı sene Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. Medîne-i münevvere âlimlerinden ilimde icâzet (diploma) aldı. [İnşallah yarın da, Muhammed Murâd-ı Kazânî’den bahsedelim.]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir