Murâd-ı Kazânî’nin Arapça’ya Tercüme Ettiği İki Kitap

Şeyh Muhammed Murâd-ı Kazânî; “Reşehât” kitabını İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin “Mektûbât”ını Farsça’dan Arapça’ya tercüme etmiştir…
Geçen hafta yazdığımız 2 makâlemiz ile dünkü makâlemizde kendisinden bahsettiğimiz Murâd-ı Kazânî’ye, son hocası Mevlânâ Seyyid Muhammed, icâzet ve hilâfet verince; tevâzuundan, irşâd makâmına geçmek istemedi; fakat o makâma geçmesi emredildi. Öğrendiği ilimleri ve kazandığı hâlleri, insanlara sundu. Hep büyüklerin mektuplarını, kitaplarını ve hayât hikâyelerini okur ve anlatırdı.
Büyük âlim ve velî, mürşid-i kâmil, şeyh Muhammed Murâd-ı Kazânî (rahmetullahi aleyh) h. 1302 [m. 1884] senesinde, yüzlerce velînin hayâtlarını ve menkıbelerini anlatan “Reşehât” kitabını Farsça’dan Arapça’ya tercüme etti.
Şimdi burada, “Reşehât” kitâbıyla alâkalı kısa bir malumat verelim:
Reşehâtu Ayni’l-Hayât li’ş-Şeyh Alî bin Hüseyin el-Vâız el-Herevî (rahmetullahi aleyhimâ)” başlığını taşıyan kitap, Hüseyin Vâız-ı Kâşifî’nin oğlu olan Alî Bin Hüseyin‘in eseridir. Alî bin Hüseyin, 1462-1533 [(h. 867-939)-Hirât]  yılları arasında yaşamış olup Fahrüddîn ve Safî lakapları ile meşhûrdur. Onun Fârisî eserleri arasında, “Reşehât” kitâbı çok kıymetlidir. Osmanlı Devleti’nde, Üçüncü Murâd Hân zamânında, h. 993  [m. 1584] senesinde, Muhammed Şerîf-i Abbâsî tarafından Arapça’dan da Türkçeye tercüme edilmiştir.
H. 1291’de İstanbul’da harekeli olarak taşbasması yapılan eserin kenarında ve sonunda, bazıları kitap, bazıları risâle çapında 12 kıymetli eser vardır.
İstanbul-Dâru’l-Fünûn müderrislerinden (eski İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden) Seyyid Abdülhakîm bin Mustafâ Arvâsî Efendi, “Reşehât okumak, insanın ihlâsını arttırır” buyurmuştur.
           ***
Yukarıda mezkûr hocası, onun “Reşehât”ı Arapçaya tercüme ettiğini görüp, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin “Mektûbât”ını da Arapçaya çevirmesini emretti.
“Bu, çok zor bir iştir hocam” diyerek, üstlenmekten çekindi ise de, hocası ona; “Allahü teâlâ, büyüklerin hürmetine, sana elbette yardım eder” buyurdu.
Bu emre uyarak, Mektûbât’ı da Arapçaya çevirdi. Gerçekten çok güzel bir tercüme oldu ve “ed-Dürerül-Meknûnât” adını verdi ve o da basıldı. Bu eserinin birinci cildinin kenârına, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hayâtını, ikinci cildinin kenârına da “Mebde ve Meâd” adlı eserinin ve diğer bazı risâlelerinin Farsça’dan Arapça’ya tercümelerini yazdı.
Derin âlim, büyük velî, müctehid, İslâm âlimlerinin gözbebeği, tasavvuf bilgilerinin mütehassısı, âlimlerin önderi, velîlerin baş tâcı olan İmâm-ı Rabbânî Ahmed bin Abdülehad’in [1563-1624 (h. 971-1034)-Serhend] “Mektûbât” kitâbı, üç cild olup, 536 (beşyüzotuzaltı) mektûbunun toplanmasından meydâna gelmiştir. Kelâm, fıkıh bilgilerini ve Resûlullahın güzel ahlâkını açıklayan bir deryâdır. [Cenâb-ı Hak, burada mezkûr büyüklerin hepsine rahmet eylesin ve bizlere de şefâatçı kılsın.]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir