Muharrem Ayı ve Hicrî-Kamerî Yılbaşı

1433 hicrî-kamerî senesinin son ayı, harâm ayların 3.sü, hac aylarının da 3.sü ve sonuncusu olan Zilhicce ayı evvelki gün bitmiş, dün yeni bir ay ya’nî Muharrem-i harâm ayı ve yeni bir hicrî-kamerî sene ya’nî 1434 senesi başlamış oldu.

Muharrem ayı, İslâm hicrî-kamerî senesinin birinci ayı ve Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen 4 harâm aydan biridir. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümânların hicrî-kamerî yılbaşı gecesidir. Bu vesîleyle, bugünkü makâlemizde, bir nebze Muharrem ayından, hicrî yılbaşından ve hicrî-kamerî seneden bahsedeceğiz.

Hicrî-Kamerî Takvimde; Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın, Mekke-i mükerreme’den Medine-i münevvere’ye hicret ettiği sene, başlangıç kabûl edilir.

Bilindiği gibi, mîlâdî 571 senesinde 20 Nisan’a rastlayan, Rebîul-evvel ayının onikinci günü Pazartesi sabâhı, Mekke-i mükerreme’de doğan Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselâm, 622 yılında Mekke’den Medîne-i münevvere’ye hicret etti.

20 Eylül Pazartesi günü, Medîne’nin Kubâ köyüne geldi. Bu târih, müslümânların Hicrî Şemsî” yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, Hicrî Kamerî” yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi müslümânların hicrî-kamerî yılbaşı gecesidir.

Muharrem ayının biri olan ilk Kamerî senebaşı, milâdî 622 yılının Temmuz ayının, 16’sına rastlayan Cuma günü idi. Kamerî takvimde bir yıl 354,367 gündür. Bu süre, Ay’ın dünyâ etrâfında 12 kere döndüğü zamandır. Güneş yılından 10,875 gün daha kısadır. Bundan dolayı, 32,5 yılda, bir yıl daha fazladır.

Hıristiyânlar, kendi yılbaşıları olan Ocak ayının birinci gecesinde, “Noel” kutlaması yapıyorlar. Güyâ, Hıristiyân dîninin emrettiği küfürleri işliyorlar. Müslümânlar da kendi yılbaşı gecelerinde ve günlerinde musâfeha ederek, telefonla veya mektup yazarak tebrîkleşirler. Birbirlerini ziyâret eder ve hediye verirler. Yılbaşını dergi ve gazete i’lânlarıyla kutlarlar. Yeni yılın, birbirlerine ve bütün müslümânlara hayırlı ve bereketli olması için duâ ederler. Büyükleri, akrabâyı, âlimleri evlerinde ziyâret edip duâlarını alırlar. Bugün de, bayram gibi temiz giyinip, fakîrlere sadaka verirler. Muharremin ilk 10 gün ve gecesi de, mübârek gün ve gecelerdendir.

Demek ki Muharrem ayı, İslâmî senenin 1. ayı; Muharrem ayının 1. gecesi, müslümânların yılbaşı gecesi; Muharrem ayının 1. günü de müslümânların yeni yılının, ya’nî hicrî-kamerî yılın 1. günüdür. [Bugün (16 Kasım 2012 Cuma), bildiğiniz gibi, 1434 yılının Muharrem ayının 2. günüdür.]

HİCRÎ YIL

Hicrî yıl, Peygamberimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabûl edildiği târih, senedir. Ayın hareketi esâs tutulduğu için buna, “Hicrî-Kamerî Sene” veya “Sene-i Kameriyye” de denir.

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm 53 yaşındayken, Allahü teâlânın izni ile Medîne’ye hicret etti. Rebîul-evvel ayının Perşembeye rastlayan birinci günü öğleden sonra, Ebû Bekr-i Sıddîk’ın evinden berâberce çıkarak Mekke’nin 5,5 km güneydoğu tarafında bulunan Sevr Dağı’ndaki mağaraya geldiler. Mağarada 3 gece kalıp, Pazartesi gecesi ayrıldılar.

Bir hafta yolculuk yapıp efrencî (mîlâdî) Eylül ayının 20. ve Rebîülevvel’in 8. [Pazartesi] günü, Medîne yakınındaki Kubâ köyüne vardılar. Gece ile gündüzün eşit olduğu, Eylülün 23. gününü de burada geçirip, Cumâ günü Medîne’ye girdiler.

Bu seneki Muharrem ayının birinci günü, ya’nî hicretten 66 gün evvel, Müslümânların hicrî-kamerî sene başlangıcı oldu. Bu da, târihçilere göre mîlâdın 622. yılındaydı. Temmuz ayının 16. [Cuma] gününe rastladığı, Ahmed Ziyâ Beyin “Kozmoğrafya” kitâbında yazılıdır. Kubâ köyüne ayak bastığı 20 Eylül günü Müslümânların yılbaşısı, ya’nî hicrî sene başlangıcıdır. 20 Eylül gününü başlangıç kabûl eden güneş yılına da “Hicrî- Şemsî Yıl” denir.

Araplar, İbrâhîm aleyhisselâmdan beri Arabî ayları kullanmışlardır. İslâmiyetten önce, Fîl Vak’asını başlangıç kabûl etmişler ve seneleri buna göre saymaya başlamışlardı. Hicretle berâber başlangıç değişmiş ve her senedeki en mühim hâdisenin ismi ile anılmaya başlamıştı (izin yılı, emir yılı, zelzele yılı, vedâ yılı … gibi).

Fakat bu şekildeki tatbîkât, bâzı târih karışıklıklarına sebeb olduğu için, halîfe Hazret-i Ömer zamânında, hicretin on yedinci yılında alınan bir karârla, hicretin olduğu sene birinci sene olmak ve o senenin Muharrem ayı başlangıç kabûl edilmek sûretiyle, bu târih tesbît edildi. İşte hicrî-kamerî târih bu târihtir. Osmânlı Devleti’nce devâmlı kullanılan hicrî sene, Cumhûriyet döneminde bir kânûnla kaldırılarak, yerine Avrupalıların da kullandığı mîlâdî sene kabûl edilmiştir.

Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi, 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Arabî ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîul-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şa’bân, Ramazân, Şevvâl, Zil-ka’de, Zil-hicce.

Hicrî senede aylar, bâzan 29 gün ve bâzan 30 gün çeker. Hicrî senenin kabûlünden beri asırlardır İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabûl edilmiştir. Hıristiyânlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabûl edilen yılbaşı günü, onlara âit özel bir gündür. Eskiden Müslümânlar, 1 Muharremi sene başı kabûl eder, bu günde birbirlerini ziyâret eder, tebrîkte bulunurlar, hediyeler verirlerdi. O gün, Müslümânlar için âdetâ bayram sayılırdı. Ziyâretlerde ve gönderilen tebrîklerde yeni yılın, birbirlerine ve bütün insanlara hayırlı olması için duâ ederler, büyükleri, âlimleri evlerinde ziyâret ederlerdi. Temiz giyinmek, fakîrlere sadaka vermek de dikkat edilen husûslardandı.

ŞEMSÎ VE KAMERÎ YIL BAŞLANGIÇI

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm, 622 yılında Mekke’den Medîne şehrine hicret eyledi. Eylül ayının yirminci [Pazartesi] günü, Medîne’nin Kubâ köyüne geldi. Bu tarih, müslümânlara ait “Şemsî yılbaşı” oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, “Kamerî yılbaşı” oldu.

Kur’ân-ı kerîmde [Tevbe, 36]kıymet verilen dört aydan biri Receb ayı, diğerleri de Zil-ka’de, Zil-hicce ve Muharrem aylarıdır.

İslamiyet’ten önce Araplar, Muharrem ayında harp etmek isteyince, o yıl Muharrem ayının ismini, sonraki aya verirler, sonraki ayın ismini, Muharrem ayına takarlardı. Böylece, harâm ay, Muharrem’den bir sonraki ay olurdu.

“Bir ayın harâmlığını başka aya geciktirmek, ancak kâfirliği arttırır. Kâfirler, böylece sapıtıyorlar. Onlar, Allah’ın harâm kıldığı ayların sayılarını denk getirmek için, harâm ayı bir yıl helâl edip, başka yıl onu yine harâm ederler. Böylece, Allah’ın harâm kıldığını helâl kılmaya çalışırlar” meâlindeki Tevbe suresinin 37. âyet-i kerîmesiyle, ayların yerlerinin değiştirilmesi yasak edildi.

Bir hadîs-i şerîfte: “Ayların efendisi Muharrem, günlerin efendisi Cuma’dır” [Deylemî] buyurulmuştur.

İki hadîs-i şerîf meâli de şöyledir:

“Ramazân ayında tutulan oruçtan sonra en fazîletli oruç, Allahü teâlânın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en fazîletli namaz, gece namazıdır.” [Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn-i Mâce]

“Nafile oruç tutacaksan, Muharrem ayında tut. Çünkü o, Allahü teâlânın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, o günde, Allahü teâlâ, geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabûl etti. Yine o gün tevbe edenlerin günâhlarını da affeder.” [Tirmizî]

[Bundan sonraki makâlemizde de inşâallah, Aşûre gece ve gününden bahsetmeye çalışalım.]