Mübârek Ramazân Ayını Da Uğurlamak Üzereyiz

Ayların sultânı olan Ramazân-ı şerîf ayı bitmek üzere. Sevgili Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem), bu ay hakkındaki hadîs-i şerîflerinden bazılarını [ehemmiyetine binâen] bir kerre daha ifâde edelim:

“Ramazân ayının gelmesine sevineni, Allahü teâlâ, kıyâmet gününün korkusundan muhâfaza eder.”

“Eğer kullar, Ramazân-ı şerîf ayındaki fazîlet ve ihsânları bilselerdi, bütün senenin Ramazân olmasını isterlerdi. Çünkü bunda çok sevâp vardır.”

“Bir kimse, Ramazân ayında oruç tutmayı farz [ya’nî vazîfe] bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları affolur.” [Sahîh-i Buhârî]

“Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayâline bile gelmeyen ni’met dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.” [Taberânî]

“Cennetteki güzel köşkler, sözü hoş, selâmı çok, yemek yediren, oruca devâm eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.” [İbn-i Nasr]

 “Ramazân-ı şerîf ayı geldiği zaman, Allahü teâlâ meleklere, mü’minlere istiğfâr etmelerini emreder.” [Deylemî]

 “Ramazân ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.” [Nesâî]

“Ramazân ayı mübârek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazân orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytânlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [ya’nî Kadir gecesinin] hayrından mahrûm kalan, her hayırdan mahrûm kalmış sayılır.” [Nesâî]

“Ramazân ayı bereket ayıdır. Allahü teâlâ bu ayda, günâhları bağışlar, duâları kabûl eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrûm kalır.” [Taberânî]

“Ramazân ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonuysa Cehennemden kurtuluştur.” [İbn-i Ebi’d-dünyâ]

Ramazân-ı şerîf ayını, âhıreti kazanmak için bir fırsat bilip, elimizden geldiği kadar ibâdet etmeye [oruçlarımızı tutmaya, namazlarımızı kılmaya, sadaka-i fıtırlarımızı ve zekâtlarımızı vermeye, Kur’ân-ı kerîm okumaya, mukâbeleler dinlemeye…..], Allahü teâlânın râzî olduğu işleri yapmaya çalıştık.

Bu mübârek ayda, Allahü teâlânın gazabına sebep olabilecek bütün harâmlardan, kötülüklerden sakınmaya; îmân, ibâdet bilgilerini ve harâmları öğrenmeye; kul haklarından sakınmaya, günâhlarımızdan da tevbe etmeye gayret ettik.

Bu ayda âdetâ meleklik vasfıyla vasıflanmaya çalıştık. Mühim olan bu güzel sıfatları, bayramdan sonra da devâm ettirmektir.

[Biz, bu vesîleyle, Allahü teâlâdan, sevdiklerimizle birlikte, sıhhat ve âfiyet içerisinde, daha nice nice Ramazân-ı şerîf aylarına kavuşmayı tazarru’ ve niyâz eyliyoruz.]