Mübarek Mi’rac Kandili Münasebetiyle

Dün (03 Ekim 2002 Perşembe gecesi) mübarek mi’rac kandilini idrak etmekle şereflendik. Çünkü dün gece, 26 Receb-i şerif’i 27 Receb’e bağlayan gece idi. Recebü’l-ferd ayının 27. gecesi, Sevgili Peygamberimizin “isra” ve “mi’rac” mu’cizesiyle şereflendiği gecedir. Bu vesile ile, kıymetli okuyucularımızın, asil milletimizin ve bütün İslam aleminin Mi’rac gecelerini tebrik ediyoruz.

3 Ekim (2001) tarihi, merhum Prof. Dr. Orhan Karmış Hoca’nın da vefat tarihidir. Onun vefatı üzerinden bir sene geçmiş bulunmaktadır. 25 Ocak 2002 tarihinden beri, köşesinde (Cumadan Cumaya) yazı yazdığımız merhum Orhan hocamıza, vefatının sene-i devriyesi münasebetiyle, Allahü tealadan rahmetler, bütün sevenlerine de başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.

Bu girişten sonra ifade edelim ki, bilindiği üzere, bazı mekanlar emsaline göre daha mukaddes, bazı insanlar akranına nisbetle daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran çok daha kudsi, mukaddes ve mübarektir.

Mukaddes mekanların başında, Mekke-i mükerremedeki Kabe-i muazzama ve etrafındaki mescid sahası yani meşhur ismiyle “Mescid-i haram”, Medine-i münevveredeki “Mescid-i nebevi”, Kuds-i şerifteki “Mescid-i aksa”, yine Medinedeki “Mescid-i Kuba” olmak üzere, Allahü tealaya ibadet edilen bütün cami ve mescidler, O’nun emir ve yasaklarının öğretildiği yerler gelir.

Muhterem insanların başında, “Hatemü’l-Enbiya ve’r-Rusül (nebilerin ve resullerin sonuncusu)”, “Resulü’s-Sekaleyn (insanların ve cinnilerin peygamberi)” Hazret-i Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve selem) efendimiz bulunmaktadır. Onu, kendisiyle birlikte altı olan ve “Ülü’l-azm” peygamberler denilen diğer beş büyük peygamber takip eder. Bunlar (Peygamber efendimizden sonra) üstünlük sırasına göre, Hz.İbrahim, Hz.Musa, Hz.İsa, Hz.Adem ve Hz.Nuh aleyhimüsselam’dır. Bunlardan sonra, 313 (üçyüzonüç) “Resul” gelmektedir. Bunlardan sonra da, “Nebi” adı verilen 124 binden ziyade olduğu bildirilen peygamberler gelir. Peygamberlerden sonra ise, üstünlük sırasında Sahabe-i kiram, Tabiin ve Tebe-i Tabiin başta olmak üzere diğer alim ve veliler bulunmaktadır.

Bereketli, hayırlı, faydası bol, feyizli demek olan, mübarek sıfatıyle sıfatlanan ve islam dininin kıymet verdiği on gece vardır ki, bunlar kronolojik sıraya yani hicri-kameri sene içerisindeki yerine göre Muharremin 1. gecesi, Aşure (10 Muharrem) gecesi, Mevlid gecesi, Regaib gecesi, Mi’rac gecesi, Berat gecesi, Kadir gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesidir.

Allahü teâlâ, kullarına çok merhamet ettiği, acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tevbe, namaz ve oruç gibi ibadetleri kabul edeceğini bildirmiştir. Aslında kulların çok ibadet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve aylar birer sebep kılınmıştır.

Mübarek geceleri birer ganimet bilmeli, bu fırsatları iyi değerlendirmelidir. Bu gecelerde çok tevbe ve istiğfar etmeli, Allahü tealaya münacat, tazarru ve niyazda bulunmalı, yalvarıp yakarmalıdır. Tesbih, tahmid, tekbir, tehlil ve benzeri her çeşit zikir, fikir ve şükürle meşgul olmalıdır. Kaza namazı borcu olanlar, kaza namazları kılmalıdır. Kur’an-ı kerim okumalı, sevabını da ölülerimizin ruhlarına göndermelidir. Peygamber efendimize salat ü selam okumalıdır. Ana-baba, diğer yakın akraba ziyaret edilmeli veya telefonla gönülleri ve duaları alınmalıdır. Fakirler, yetimler sevindirilmeli, sadakalar, hediyeler verilmelidir. Dargınlar, küskünler barışmalıdır. Ayrıca bu vesile ile güzel vatanımızın dirliği, asil milletimizin birliği ve beraberliği, bütün müslümanların ve islam aleminin huzur ve seadeti, bütün insanların da hidayeti için dua etmeliyiz.

            İçerisinde “Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin bulunduğu ve Adem aleyhisselamdan beri kıymetli, hürmet edilen bir ay olan Recep ayı bitmek üzeredir. “Berât” kandilinin bulunduğu Şa’ban ayı ile ayların sultanı diye anılan Ramazan ayını da inşallah sıhhat ve afiyet içerisinde idrak ederiz.

Malum olduğu üzere, Receb-i şerifin ilk Cum’a gecesine Regâib gecesi denir. Çünkü  Allahü teâlâ, o gecede mü’min kullarına rağìbetler yani ihsanlar, ikramlar yapar. Recep ayının yirmi yedinci gecesi ise, Mirâc gecesidir ki, Resulullahın göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü ve Allahü teâlâ ile konuştuğu gecedir.

Berat gecesine gelince, Cenab-ı Hak, hiçbir şey yaratmadan önce, ezelde herşeyi takdir etmiş, dilemiştir. Bunlardan bir yıl içinde olacak herşeyi Şaban ayının onbeşinci gecesinde yani Berât gecesinde meleklere bildirir. Kur’an-ı kerim Levh-i mahfuza o gece inmiştir. İnşaallah daha sonra genişçe bahsederiz, Kur’an-ı kerimin iki türlü inişi var: Birincisi Levh-i mahfuza inişi, diğeri de sema-i dünyaya ve oradan Peygamber efendimize inişi. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem Berat gecesinde çok ibadet ve duâ ederdi. (Nasip olursa, bu geceden, daha sonra tekrar ve uzunca bahsetmek istiyoruz.)

Çok yaklaşan, gölgesi başımızın üzerine gelen, girmek üzere olan Şaban ayı Ramazan-ı şerif’e hazırlık ayıdır. Müslümanlar, tarih boyunca Şaban ayını, gafletten uzak olarak, günahlardan sakınarak ve geçmişte işlemiş oldukları günahlara da  tevbe ve istiğfar ederek Ramazan ayını karşılamak için fırsat ve ganimet bilirlerdi. Şaban ayı Receb ile Ramazanı birleştiren bir köprü gibidir. Mü’minler, geçen günlerden ibret alırlar, bugünkü günü ganimet bilirler, yarınki güne çıkıp çıkamıyacaklarını bilemediklerinden, sıhhat ve  afiyet içerisinde hayırlı günlere kavuşmak için Cenab-ı Hakk’a tazarru ve niyaz ederlerdi.