İslâmiyette Çocuk Sevgisinin Önemi

Resûlullah Efendimiz, bütün insanlara ve hayvânlara olduğu gibi, çocuklara karşı da insanların en şefkatlisi idi. Büyük-küçük çocuklarımıza sevgi ve şefkat göstermek, sevip öpmek sünnettir.

Resûlullah Efendimiz, evine gelen küçük çocukları sevip başlarını okşar, evin içinde oynamalarına da izin verirdi.

Bir torunu ve kendi oğlu İbrahim ölünce ağlamış, “Şefkatimden ağlıyorum. Allah ancak merhametli olana rahmet eder” buyurmuştur.  

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Çocuklarımız ciğerpârelerimizdir.” [Bustânü’l-Ârifin)]

“Çocukları sevip okşayın, onlar gönül meyvesi, göz nûrudur.” [Ebû Ya’lâ]

“Çocuklarınızı çok öpün, her öpüşte Cennetteki dereceniz yükselir.” [Buhârî]

“Çocuk kokusu Cennet kokusudur.” [Taberânî]

“Çocuk dünyâda nûr, âhirette sürûrdur.” [Şir’atü’l-islâm]

“Çocuk sevgisi, Cehennem ateşine karşı perdedir. Çocuklara iyilik etmek, Sırâtı geçmeye sebeptir. Onlarla beraber yiyip içmek, Cehennemden kurtuluştur.” [Şir’atü’l-islâm]

“Cennetteki “Sevinç sarayı”na, ancak çocukları sevindirenler girer.” [İbn-i Adiy]

“Evlâdınıza ikrâm ediniz, nasıl ana-babanızın sizde hakları varsa, evlâdınızın da sizde hakları vardır.” [Taberânî]

“Çocuğuna iyilik etmek için yardımcı olan babaya Allah rahmet etsin!” [İbn-i Hibbân]

“La ilâhe illallah diyene kadar çocuğu terbiye eden, hesaba çekilmez.” [Taberânî]

Bir zât [Hâbis İbn-i Akra], Peygamber Efendimiz Hazret-i Hasan’ı öperken görünce, “Benim on oğlum var, hiçbirini öpmem” dedi. Resûlullah Efendimiz, “Merhamet etmeyen, merhamete kavuşamaz” buyurdu. (Buhârî) 

Bir bedevî (a’râbî), “Yâ Resûlallah, siz çocukları sevip öpüyorsunuz. Biz hiç öpmeyiz” dediği zaman, ona, “Şefkat ve merhamet duygusu olmayana ne diyeyim?” buyurmuştur. (Buhârî) 

Bir sahâbî [Hazret-i Enes] anlatıyor: Peygamber Efendimizin oğlu İbrâhîm’in sütannesi, Medîne’nin bir kenârında otururdu. Kadının kocası demirci idi. Resûlullah ile bu eve sık sık giderdik. Varınca demircinin dumanla dolmuş evine girer, çocuğu kucaklar, öper ve bir müddet sonra dönerdi.

 Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), birini bir göreve ta’yîn etmek ister. O zât, görev emrini almak üzere, Hazret-i Ömer’in huzûruna gelir. Hazret-i Ömer’in çocuğunu öptüğünü görür. “Benim birkaç çocuğum var, ama hiç birini öpmem” der. Hazret-i Ömer’in rengi değişir ve “Senin küçüklere, şefkatin, merhametin yok. İnsanlara nasıl merhamet edersin? Verilen görevden seni azlediyorum” buyurarak vazîfe emrini imzâlamaz.

Ahnef bin Kays’ın [rahmetullahi aleyh] bir babaya nasihatiyle makâlemizi bitirelim:

“Çocuklar gönlümüzün meyvesi, sırtımızın dayanağıdır. Bizler, onların ayağı altında yumuşak yer, başları üstünde gölge olur ve onlar için her müşkilâta katlanırız. Ne isterlerse verir, öfkelenirlerse hiddetlerini teskîne çalışırız. Sana olan sevgileri, seni memnûn etsin. Sıkıntı verme ki, senden uzaklaşmasınlar veya senden usanıp ölümünü istemesinler!”