İlim ve Zikir Meclislerinin Fazîleti

Abdullah İbn-i Abbâs’tan (radıyallahü anhümâ) rivâyete göre, Sevgili Peygamberimize: “Ey Allah’ın Resûlü! Kişinin oturup kalktığı insanların hayırlısı/en iyisi kimdir?” diye soruldu. Şöyle cevap verdiler:

“Kendisini gördüğünüzde Allah’ı, amelini gördüğünüzde ise âhireti hâtırladığınız ve konuşması ilminizi arttıran kimse, oturup kalktığınız insanların hayırlısıdır/en iyisidir.” [Abdül-Azîm el-Münzirî,  et-Terğîb ve’t-Terhîb, I, 76 ve Ebû Ya’lâ]

“Müsnedü’l-Bezzâr”da zikredildiğine göre, Kurre (radıyallahü anh) şöyle anlatmıştır: Peygamber Efendimiz, konuşmak üzere herhangi bir yere oturduklarında, hemen Sahâbîler (radıyallahü anhüm) O’nun etrâfında halkalar oluştururlardı.

 Ebû Tâlib-i Mekkî’nin, “Kûtu’l-Kulûb” isimli eserinde zikrettiğine göre [II, 173], Ahmed bin Hanbel’e (radıyallahü anh), zikir meclislerinin fazîletinden sorulunca, İmâm (rahmetullahi aleyh), böyle meclislere teşvîk ederek: “İnsanların bir araya gelerek, Azîz ve Celîl olan Allah’ı zikretmelerinden ve üzerlerindeki İlâhî ni’metleri sayıp şükretmelerinden daha güzel ne olabilir ki?” buyurmuştur.

Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd el-Hudrî [radıyallahu anhümâ]dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Bir topluluk, Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirlerse, melekler, onların etrâfını sararlar; Allah’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekînet iner ve Allahü teâlâ, onları yanında bulunanlara [meleklere] över. ” [Müslim, Zikr 38; Ebû Dâvûd, Vitir 14; Tirmizî, Daavât 7; İbn-i Mâce, Mukaddime 17]

Bir hadîs-i şerîfte Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

“Cennet bahçelerine uğradığınız zaman, oralara girip istifâde ediniz” buyurmuştur. “Cennet bahçeleri nerelerdir?” diye sorulduğunda ise, Resûlullah Efendimiz:

“Zikir meclisleridir” buyurmuştur. [Tirmizî, Deavât, 82; Ahmed bin Hanbel, Müsned, III, 150]

Başka bir hadîs-i şerîfte ise şöyle buyurulmuştur:

“Allahü teâlânın, halkın amellerini yazan meleklerden ayrı olarak havada dolaşan bir takım melekleri vardır ki, onlar, bir zikir meclisi gördükleri zaman diğerlerine: ‘Geliniz, aradığınız burada’ diye seslenirler. Onlar da gelip hep beraber zikredenlerle birlikte otururlar. Onların etrâfını kuşatır, zikirlerini dinlerler. Dikkat edin (siz de uyanık olun, zikir meclisleri kurarak) Allah’ı zikredin, Allah’ın (önünüze getireceği hesap ve azap) günlerini hatırlayın.” [Tirmizî, Deavât 129; Ahmed bin Hanbel, Müsned, III, 150]

Vehb İbnü’l-Münebbih el-Yemânî (rahimehüllah) demiştir ki: “İçinde ilim alınıp verilen bir meclis, bana, o kadar vakitte namazla meşgûl olmaktan daha sevimlidir. Belki insanlardan birisi, (ilim meclisinde) bir kelime duyar da, ömrünün kalan günlerinde ondan istifâde eder.”