“Hulefâ-i Râşidîn=4 Büyük Halîfe” Kimlerdir-5

Bu (5.) makalemizle, “Hulefâ-i Râşidîn” konusunu bitireceğiz; çünkü 4. Halîfe olan Hazret-i Alî Efendimizi, “Oniki İmâm” Hazretlerinden bahsederken, müstakıl bir makale olarak ele almıştık.

3-OSMÂN-I ZİNNÛREYN (radıyallahü teâlâ anh)

577 senesinde Mekke’de doğan, Eshâb-ı kirâmın en büyüklerinden, Peygamberimizin dâmâdı ve üçüncü halifesi olan Osmân-ı Zinnûreyn, ilk Müslüman olanların beşincisidir. Dünyâdayken Cennetle müjdelenen on kişiden biridir.

Babası Affân, Kureyş kabîlesinin Benî Ümeyye kolundandır. Annesi ise Ervâ binti Küreyz’dir. Hem ana, hem de baba yönünden soyu, Abdü Menâf’ta Peygamber Efendimizin temiz nesebiyle birleşir.

Müslüman olmadan önce ticâretle uğraşırdı. Zengin bir tâcir olup, mükemmel ve zarîf bir cemiyet insanı idi. Kabîlesi arasında geniş bir çevresi ve büyük îtibârı vardı. İslâmiyet gelmeden önce, Hazret-i Ebû Bekr ile yakın arkadaş ve dost idi. O da Hazret-i Ebû Bekr gibi, Câhiliyye devrinin her türlü kötülüklerinden uzak durmuştur. Ebû Bekr, Müslüman olduktan sonra, o da onun teşvikiyle Müslüman oldu.

Hazret-i Osman Müslüman olunca, müşrikler tarafından yapılan işkencelere uzun zaman tahammül edip, Habeşistan’a hicret etmeye izin verilince, hanımı Rukayye (radıyallahü anhâ) ile Habeşistan’a hicret etti. Böylece Habeşistan’a ilk hicret eden Müslümanlardan oldu. Bir müddet sonra Mekke’ye dönüp, ikinci olarak tekrar Habeşistan’a hicret etti. Bu ikinci hicretten sonra da Mekke’ye dönüp, son olarak Medîne’ye hicret etti. Böylece dîni uğruna üç kere hicret etti.

Medîne’ye hicretten sonra, Eshâb-ı kirâmın en zengini Hazret-i Osman idi. Hicretin ilk günlerinde su sıkıntısı çekilmişti. Hazret-i Osman, bir Yahûdî’nin suyunu parayla sattığı Rûme kuyusunu, o zamanki parayla kırk bin dinara satın alıp, Müslümanların su ihtiyacını karşılamak için vakfetti.

Bedir Savaşı hâriç bütün savaşlarda bulundu. Bedir Savaşı yapıldığı sırada, Peygamberimizin kızı olan, hanımı Hazret-i Rukayye’nin ağır hasta olması sebebiyle, Bedir Savaşına katılmasına izin verilmedi. Zafer haberi geldiği gün, Hazret-i Rukayye vefât etti.

Hazret-i Osman’ın Hz. Rukayye’den, Abdullah adında bir oğlu olup, hicretin dördüncü yılında altı yaşında vefât etti. Bu sebeple, “Ebû Abdillah” künyesiyle tanınmıştır.

Peygamberimiz, kızı Rukayye’nin vefâtından sonra diğer kızı Ümmü Gülsüm’ü de Hazret-i Osman ile evlendirdi. Böylece Peygamberimizin iki kerîmesiyle evlenme nîmetine kavuştuğu için, iki nur sâhibi mânâsına “Zin-nûreyn” denildi. Hicretin dokuzuncu yılında Ümmü Gülsüm de vefât edince Peygamberimiz; “Yâ Osman, bir kızım daha olsaydı, onu da sana verirdim” buyurdu.

Hudeybiye Antlaşmasında Mekke’ye elçi olarak gönderildi. Tebük Seferinde on bin kişilik İslâm ordusunun, bütün ihtiyaçlarını karşılayıp donattı. Ayrıca bin altın da para yardımında bulundu. Bütün malını İslâmiyetin yayılması, insanların kurtulması, saâdete kavuşması için Allah yolunda harcadı.

Hazret-i Osman, Peygamberimizin vahiy kâtiplerindendi. Güzel yazar, güzel konuşur ve çok kuvvetli bir hatipti. Dâimâ Kur’ân-ı kerîm okur, ondan çeşitli meseleler çıkarırdı. Kur’ân-ı kerîmi hıfzı (ezberi) çok kuvvetliydi. Namazda bir rek’atte bütün Kur’ân-ı kerîmi okuyan dört kişiden biri de odur. Çok okuduğu için, elinde, iki mushaf eskimiştir.

İslâmiyet yayılmaya başlayınca, her taraftan Müslümanlar çoğalıp Medîne’ye geliyordu. Peygamber Efendimizin mescidi dar gelmeye başlamıştı. Bunun üzerine Resûlullah; “Bizim mescidimizi bir zirâ olsun genişleten Cennete gider” buyurdu. Hazret-i Osman; “Yâ Resûlallah, malım mülküm sana fedâ olsun. Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum” dedi. Mescidi kırk zirâ (20 metre) genişletti ve bütün masraflarını karşıladı. Bunun üzerine Tevbe sûresinin; “Allah’ın mescitlerini ancak, Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazı kılan ve zekâtı veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler i’mâr ederler. İşte hidâyet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır” meâlindeki onsekizinci âyeti nâzil oldu.

Ekseriyetle Peygamberimizin yanından ayrılmadı. Vedâ Haccında da Resûlullah Efendimizle berâberdi. Peygamberimizin vefâtından sonra Hazret-i Ebû Bekr’e bîat edip onun halîfeliği sırasında meşveret meclisinde bulundu.

Hazret-i Ömer’in, yaralandığında, içlerinden birini kendisinden sonra halîfe seçmeleri için tâyin ettiği altı kişiden biriydi. Bu heyet tarafından hicretin 24. yılında (m. 644) senesinde Muharrem ayının birinci günü halîfe seçildi ve bîat olundu.

12 sene hilâfet makâmında kalan Osman (radıyallahü anh) cesurdu. Hiçbir felâket karşısında sarsılmamıştır. Bunun için halîfeliği de başarılı geçmiştir. Bilhassa halîfeliğinin ilk yılları. İslâm târihinde altın bir devir teşkil eden Ebû Bekr ve Ömer (radıyallahü anhümâ) devirlerinin bir devamıydı. Devrinde birçok fetih yapılmıştır. Horasan, Hindistan, Mâverâünnehr, Kafkasya, Kıbrıs Adası ve Kuzey Afrika’nın birçok yeri, onun devrinde İslâm topraklarına katılmıştır.

Allahü teâlâ, bizleri, O’nun ve bütün Hulefâ-i râşidîn’in şefâatlerine nâil eylesin.