Her Gün ve Gecede 40 Defa Yapmamız Emredilen Duâ

Allahü teâlâ, yüce kitâbı “Kur’ân-ı Kerîm”de: “Ey îmân edenler, Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun” (et-Tevbe, 119) ve “Ey inananlar, Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin” (el-Ahzâb, 70) buyurmaktadır.

Yine başka bir âyet-i kerîmede, “İşte bu benim dosdoğru yolum, ona uyun. Başka yollara uymayın ki, sizi O’nun yolundan ayırmasın. (Allah,azâbından) korkarsınız diye size böyle tavsiye etmektedir” (el-En’âm, 153) buyurulmuştur.

Diğer bir âyet-i kerîmede de şöyle buyurulmuştur:

“Şu hâlde, sen bundan dolayı (insanları, İslâma) da’vet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikâmet üzere ol. Onların hevâ(ve heveslerine, istek ve tutku)larına uyma. De ki: ‘Ben Allah’ın indirdiği Kitâba inandım ve aranızda adâlet yapmakla emrolundum’…”  (eş-Şûrâ, 15)

Yüce Allah, Peygamberlerini doğruluk örneği olarak takdîm etmiştir. Meselâ Hazret-i İbrâhîm, Hazret-i İsmâîl, Hazret-i İdrîs (aleyhimü’s-selâm), doğruluk ve sözlerindeki sadâkatlarıyla tavsîf edilen/nitelendirilen Peygamberlerdir (Meryem, 41, 54, 56).

Allahü teâlâ, Sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma da şöyle emir buyurmaktadır: “Bundan dolayı emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Berâberindeki tevbe edenler de (doğru olsunlar). Aşırı gitmeyin. Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.” (Hûd, 112)

[Ma’lûm olduğu üzere, Sevgili Peygamberimiz, bu âyet-i kerîmeden dolayı, “Hûd sûresi beni ihtiyârlattı (saçıma-sakalıma ak düşürdü) buyurmuştur. (Tirmizî, Tefsîru Sûreti Hûd, 6; Hadîs no: 3297).]

“İSTİKÂMET” ÜZERE OLMAK

Şimdi gelelim makâlenin başlığındaki konuya: İnsanlar için en zor işlerden birisi, “istikâmet” üzere olmak, “sırât-ı müstekîm”de bulunmaktır. Nitekim Yüce Rabbimiz, bizlere, hergün ve gecede kıldığımız 5 vakit namazda, “sırât-ı müstekîm” üzere bulunmamız için duâ etmemizi emir buyurmaktadır. [Hanefî mezhebinde mutlak kırâat farz, ama Fâtiha’nın okunması vâcibtir; Şafîî mezhebinde ise Fâtihanın okunması, cenâze namazı da dâhil olmak üzere bütün namazlarda farzdır.]

Hergün 17 defa “Farz”larda, 3 defa “Vitir”de, 20 defa da “Sünnet”lerde olmak üzere, toplam 40 defa okuduğumuz “Fâtiha-i şerîfe”de, Cenâb-ı Hakk’a, “Bizi, sırât-ı müstekîme hidâyetle/doğru yola ilet. Kendilerine ni’met verdiğin/lütuf ve ikrâmda bulunduğun [mes’ûd] kimselerin yoluna eriştir; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.” [Fâtiha, 5-7] diye duâ etmekteyiz.

Peki kendilerine ni’met verilenler kimlerdir? Bunları Cenâb-ı Hak, bir âyet-i kerîmesinde şöyle ifâde buyuruyor:

“Kim, Allah’a ve Peygambere itâat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine ni’met verdiği Peygamberler, Sıddîklar, Şehîdler ve Sâlihler(iyiler)le birliktedirler. Onlar ne güzel arkadaştırlar.” (Nisâ, 69)

“Sırât-ı müstekîm”, “Allah’ın dosdoğru yolu” anlamına gelir. Zâten İslâmın bir adı da, “Sırât-ı müstekîm”dir. Çünkü bu yol eğrisi-büğrüsü olmıyan, sağlam olan, dosdoğru yoldur.