Hacla İlgili Bazı Önemli Bilgiler

Son zamanlarda,yetkili-yetkisiz bazı kimseler tarafından, bazı gazetelerde, radyo ve televizyonlarda, dini konularda, nakle dayanmayan, akl-ı selime de uymayan, sadece indi mütalaa denilebilecek (heva-yı nefisten) açıklamalar yapılmaktadır.   Bu meyanda, Hac ibadeti hakkında da, fıkıh kitaplarına dayanmayan bazı bilgiler verilmektedir. Biz, bu haftaki makalemizde, hac mevsiminde olmamız münasebetiyle, kıymetli okuyucularımıza, bu konuyla ilgili temel kaynaklardan aldığımız bazı kısa bilgileri sunmak istiyoruz.

       Bilindiği gibi, İslamın beşinci şartı olan hac ibadeti, hem bedeni, hem de mali bir ibadetdir. Bu ibadette, bir takım meşakkatler bulunduğunu söylemeye lüzum yoktur. Zaten, Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” de, bu ibadeti yapacağı zaman, “Allah’ım onu bana kolaylaştır” diye dua buyurmuşlardır. Kabe-i muazzamayı ziyaretle ilgili iki temel ibadet vardır. Bunlardan biri “Hac”, diğeri ise “Ömre (umre) “ dir. Ayrıca, Peygamber Efendimiz (aleyhi’s-salatü ve’s-selam) “Hac menasikinizi benden alınız (öğreniniz ve benim yaptığım gibi yapınız)buyurmaktadırlar. Bu bakımdan hacca gitmeden önce, fıkıh veya ilmihal kitaplarını yahut muteber bir “Hac ve Umre Rehberi” ni, dikkatli bir şekilde okumalı, yapılacak ve yapılmayacak işleri iyice öğrenmelidir.

       Hac ibadeti, “belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyaret etmek” şeklinde tarif edilmektedir. Hanefi mezhebine göre, gücü yeten müslümanlara, ömürlerinde bir def’a olmak üzere, “hac” farz, “ömre” ise sünnet-i müekkede (kuvvetli sünnet)’dir. Ömre, Maliki mezhebinde  de, gücü yeten müslümanlara, ömürlerinde bir kerre müekked sünnetdir. Fakat Şafii ve Hanbeli mezheplerinde  ömre de, hac gibi, ömürde bir kerre farzdır. Her ibadetle ilgili olarak dört mezhebe göre farklı bazı hükümler bulunmaktadır.

       Hac ve Ömre ibadetleri, ayrı ayrı yapılabileceği gibi, hac ayları içerisinde, bunların ikisi birlikte de yapılabilir. Hac, ancak, “Hac Ayları” adı verilen belli zaman içerisinde yapılabilir. Hac ayları Şevval-i şerif ve Zi’l-ka’de ayları ile Zi’l-hicce ayının ilk on günüdür. Bu aylar girmeden önce, hacla ilgili menasikten herhangi biri yapılamaz. Yine Zilhiccenin 9. günü olan Arefe  gününde, Arafat’ta bulunmayan ve vakfe yapmayan bir kimsenin haccı sahih olmaz; sonraki senelerden birinde tekrar hac yapması gerekir.

      Ömrenin belli bir zamanı olmayıp, bu ibadet, Arefe günü sabahından, Kurban bayramının dördüncü günü akşam vaktine kadar olan beş gün müstesna olmak üzere, hac aylarında da, hac ayları dışında da, bütün yıl boyunca, her zaman yapılabilir. Zikredilen beş günde ömre yapmak, Hanefi mezhebine göre tahrimen mekruhtur.

      Hac ayları girdikten sonra, hacdan önce ömre yapılıp yapılmaması, yapılacaksa ömre ve haccın aynı ihramla mı, yoksa ayrı ayrı ihramlarla mı yapılacağı durumuna göre üç türlü hac vardır: Bunlar ifrad, temettü’ ve kıran haclarıdır. Aslında bunların teferruatlı olarak ele alınması lazımsa da, makalemizin hacmi buna müsait olmadığından, burada, ancak kısa kısa tarif edebileceğiz.

      1- Hacc-ı İfrad (İfrad haccı): Ömresiz olarak yapılan hacdır. Bu hac nev’inde, hac ayları içinde, hacdan önce ömre yapılmayıp, sadece hac niyyetiyle ihrama girilerek, hac menasiki eda edilir. Mikat sınırları içinde bulunanlar da, mikat hududu dışından gelenler de “İfrad Haccı” yapabilirler. Bunda şükür kurbanı vacip değildir.

      2- Hacc-ı Temettü’ (Temettü’ haccı): Aynı senenin hac ayları içerisinde, evvela ömre yapıp ihramdan çıktıktan sonra, ayrı bir niyyet ve ihramla yapılan hac nev’idir. Bunda şükür kurbanı vaciptir; kurban için tayin edilen mekan olan Mina’da kesilir. Bu kurban, hacıların memleketlerinde kesilemez. Ama herhangi bir hacı müsafir(seferi) değilse, zengin olması sebebiyle kesmesi vacip olan kurbanı için vekalet verip bunu memleketinde kestirebilir. Bu haccı, sadece, mikat sınırları dışından, hac için gelenler yapabilirler. Şu kimseler temettü’ haccı yapamazlar:

      a-Mekki olanlar (Mekke’liler),

      b-Mikat sınırları içerisinde bulunanlar,

      c-Mekke-i mükerreme ve mikat sınırları içine, hac ayları’ndan (yani Şevval ve Zilka’de  ayları ile Zilhicce’nin ilk on günü’nden) önce gelmiş olanlar.

      3-Hacc-ı Kıran (Kıran Haccı): Aynı yılın hac ayları içinde, her ikisine birlikte niyyet edilerek, ömre ve haccı bir ihramda birleştirmek suretiyle yapılan hac nev’idir.

       Bu ibadeti yapacak olanlar, ömre ve hacca, her ikisine birden niyyet ederler. Ömreyi yapdıktan sonra, ihramdan çıkmadan ya’ni aynı ihram ile, hac menasikini de ifa ederler. Bunda da şükür kurbanı vaciptir. Kıran haccını, temettu’ haccında olduğu gibi, sadece mikat sınırları dışından gelenler yapablirler. Mekke’liler, mikat sınırları içerisinde bulunanlar ve buralara hac aylarından önce gelmiş olanlar kıran haccı yapamazlar.

       Ömre ve hac, yol üzerindeki “mikat” denilen sınırı geçmeden niyet edilip ihrama girmek suretiyle yapılır. Görülüyor ki, her ibadetin, zamanı, mekanı, yapılış şekli var. Zaten ibadet, onu emreden zatın emrine uygun olursa, ibadet olur. Kişinin kafasından estiği şekilde, yerde ve zamanda yapılan ibadet sahih ve makbul olmaz.

       Hac, ömre, ticaret veya herhangibir şey için uzaktan gelenlerin, “mikat”  denilen yerleri, ihramsız geçerek, Mekke-i mükerreme haremi’ne girmeleri haramdır.

       Mikat, Mekke-i mükerremeye gelen afakilerin(dışarıdan gelenlerin), ihramsız geçemiyecekleri sınırları belirleyen noktalardır. İşte bu noktaların sınırladığı bölgeye, Mekke’ye gitme kasdı ile gelen afakilerin, ihramlı girmeleri vacibtir. İhramsız, geri mikata  gelip ihrama girmesi lazımdır. İhrama girmezse, kurban kesmek lazım olur. Mikat denilen yerler ile, Harem-i Mekke arasına “Hıll” denir.Mikattan geçerken, bir iş için Hıll’de kalmaya niyyet edenlerin  ve Hıll’de oturanların, hacdan başka niyyet ile ihramsız Harem’ e girmeleri caizdir. Mikat yerlerini geçerken niyyet ederek ve telbiye yaparak, usulü ile, ihrama  girilir.

        İhramı, Mikat yerinden önce, hatta kendi memleketinde  de giymek caiz ve daha iyidir. Harem bölgesinde ve Mekke-i mükerreme’de bulunanlar, hac için Harem bölgesinde,  ömre için ise Harem bölgesi dışında mesela en yakın mikat mahalli olan Ten’im’de  ihrama girerler. Mikat hududu ile Harem bölgesi arasındaki Hıll bölgesinde bulunanlar, hem ömre, hem de hac için, ihrama, bulundukları yerde ya’ni Harem bölgesine girmeden önce girerler.

       Türkiye’den hac veya ömre yapmak için, kara yolundan gidilecek olursa Medine-i münevvere’den Mekke-i mükerreme’ ye doğru giderken, Medine’ye takriben 10 km. uzaklıkta bulunan “ Zü’l-huleyfe

( veya Abar-ı Ali)” denilen yerde, hava yolundan gidilecek olursa,  Medine-i münevvere ile Cidde arasında Rabiğ yakınlarındaki “Cuhfe” denilen yerin hizasında ihrama girilir.

        Arzu edenler, bu yerlere gelmeden önce de ihrama girebilirler, ama bu sınırlar, ihramsız geçilemez. İhram, bilindiği gibi, diğer zamanlarda helal olan bir kısm fiil ve davranışları, kişinin, hac veya ömre niyetiyle, belirli bir süre için, kendisine haram kılmasıdır. İhram , niyet ve telbiye ile başlar. Muhrimin (ya’ni ihrama giren kişinin ), ihramlı bulunduğu müddet zarfında, ihramlıya yasak olan fiil ve davranışlardan kaçınması lazımdır. Bu konunun hac rehberlerinden güzel bir şekilde öğrenilmesi lazımdır.