Felsefeciler Hangi Konularda Yanılmaktadırlar?

İnsan gayretinin, akla dayanarak ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerin tamamına “felsefe” denir. Felsefeden maksadın, “her şeyin aslını aramak” olduğu kabul edilir.

İlk ve Orta Çağ filozoflarının, “varlıkların, prensiplerin ve sebeplerin ilmi” şeklinde târif ettikleri, Yunanca “philos” (sevgi) ve “sofia” (hikmet) kelimelerinden meydâna gelmiş bir terim olan “Philosophie (Felsefe)”, kelime manası itibarıyla, “hikmet sevgisi” demektir. Bu durumda, madde-hayat-yaratılış-kâinat-rûh-ölüm-ölüm sonrası… gibi konularda, insan gayretinin, akla dayanarak ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerin tamamına “felsefe” denir. Felsefeden maksadın, “her şeyin aslını aramak” olduğu kabul edilir.
Günümüzün genel târifi ise; “Felsefe: Madde ve hayatı, kâinat, cemiyet, rûh gibi varlıkları, dîn ve tanrı konularını inceleyen düşünce gayreti ve bunun neticeleri” şeklindedir.
Eski Yunanistan’da bütün ilimler, felsefe içinde incelenirdi. Filozoflar, ahlâk, mantık, metafizik gibi asıl konularının yanı sıra; astronomi, fizik, tabiat tarihi gibi bilim dallarıyla da uğraşırlardı.
Fen bilgilerine, İslâm âlimlerinin çalışmaları neticesinde, zamanla müşâhede (gözlem), tedkîk (inceleme), tecrübenin (deneyin) girmesiyle, bu bilgiler felsefeden ayrıldı.
Eski Yunan filozoflarından Eflâtun ve Aristo’nun, daha sonra gelen filozoflar üstündeki tesirleri daha uzun ömürlü olmuştur.
Bugünkü felsefeyi, İngiliz filozofu Francis Bacon ile Fransız filozofu René Descartes’in kurduğu kabul edilir. Bu iki filozofun, felsefede “metod” üstüne görüşleri, kendilerinden sonra gelenleri de etkilemiştir.
Her çağda gelen filozoflar, bir öncekilerin görüşlerinin eksik ve yanlışlarını göstererek, onları, kısmen veya tamamen reddetmişler ve bu sorulara, kendileri yeni baştan cevaplar aramışlardır.
Felsefenin tek dayanağı akıldır. Filozoflar, akılları ile her şeyi çözmeye çalışmışlar, çeşitli bilgilerini, akıllarıyla bir düzene sokarak, yukarıdaki sorulara cevap vermek istemişlerdir. Fakat, gerek zamanla, tecrübî bilgilerin değişmesi ve gerekse başka bir insanın aklının, bir önceki filozoftan daha farklı bir yapıya sahip olması sebebiyle, kurdukları felsefî sistemler, şu veya bu oranda ve bazen tamamen değişmiştir. Böylece ortaya çıkan çeşitli felsefe okulları, birbirlerini devamlı reddetmişlerdir. 
Bunlar arasında, târih boyunca, stoacılık, epikurosçuluk, şüphecilik, yeni Eflâtun’culuktan başka ampirizm, doğmatizm, pragmatizm, pozitivizm, materyalizm, iskolatizm, transandantalizm, determinizm, realizm, idealizm, nihilizm, egzistansiyalizm, mistisizm… gibileri de parlayıp sönmüştür.
MÖ 600 yıllarında yaşayan Tales (Thales), ilk filozof olarak kabul edilir. Mensubu olduğu İyon felsefe okulu; “Dünya neden yapılmıştır?” sorusuna cevap aramıştır. Bu soruya, çeşitli görüşler öne sürerek cevap verenlere; “Nereden biliyorsunuz?” suâli sorulmuş, bunlara “sofistler” denilmiş ve bunlar eşyânın hakîkatini de inkâr etmişlerdir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir