“Dünya Engelliler Günü” Münâsebetiyle Birkaç Kelime

07 Aralık 2013 Cumartesi târihli Türkiye Gazetesi’nde bir haber yayınlandı. Hâtırlıyacağınız üzere Gazeteniz Türkiye, Türk Basını’nda ilk defa “Engellilere Özel Sayfa” tahsîs ettiğinden dolayı, “Başakşehir Belediyesi” tarafından “Özel Ödül”e lâyık görüldü. Biz de, hem Türkiye Gazetemizi, hem de Başakşehir Belediyemizi tebrîk ediyoruz. Bu münâsebetle, biz, bugün ve yarınki makâlelerimizde, yakın zamanda düzenlenen bir “Engelliler Sempozyumu”ndan bahsetmek istiyoruz.

03 Aralık 2013 “Dünya Engelliler Günü”nün hemen sonrasında [05 Aralık 2013 Perşembe günü],  İstanbul Müftülüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Engelliler Müdürlüğü, Ümrâniye Belediyesi ile Türkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı [Todev], “Ümrâniye Bld. Nikâh Salonu”nda bir sempozyum tertip ettiler.

Geçen sene [5-6 Nisan 2012 târihlerinde], Todev, M. Ü. İlâhiyat Fak.  ve Sultânbeyli Bld.nin müştereken tertipledikleri  “Dîn, Felsefe ve Bilim Işığında, Engelli Olmak ve Sorunları Sempozyumu” yapılmıştı.

Yine bu sene [06 Mayıs 2013 tarihinde] de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Müftülüğü ve Üsküdar Belediye Başkanlığı’nın müştereken tertipledikleri “İslâmda Engelli ve Âilelerine Ma’nevî Bakım” sempozyumu icrâ edilmişti. Bendeniz, her üç sempozyumda da birer teblîğ sundum.

Bu ve benzeri sempozyumlarla, engelli vatandaşlarımızın eğitim, sağlık, rehabilitasyon, istihdâm ve sosyal yardım gibi konulardaki çeşitli problemlerine bir miktar da olsa, bir katkı sağlayabilirsek, biz de kendimizi bahtiyâr addedeceğiz.

“ENGELLİ”NİN TA’RÎFİ, KISIMLARI VE ENGELLİ OLMA SEBEPLERİ

“Engelli kişi”: bazı hukûkî düzenlemelerde de belirtildiği üzere, bedenî, rûhî, zihnî, hissî ve ictimâî bakımlardan bir kısım kâbiliyetlerini kaybetmiş, günlük ihtiyaçlarını karşılamada ve toplum hayâtına uyum sağlamada zorlanan bir kişi” demektir.

Bilindiği üzere engelliler, önce “bedenî” ve “zihnî” olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. “Bedenî engelliler”de: “Görme engelli”, “işitme engelli”, “konuşma engelli”, “bedensel (ortopedik) [kas ve iskelet sisteminde fonksiyon kaybı olan, yetersizlik ve eksiklik bulunan] engelli”….. gibi kısımlara ayrılmaktadırlar.

Ma’lûm olduğu üzere, insanlar ya doğuştan veya sonradan “engelli” olabilirler. Engelli kardeşlerimizin bir kısmı doğuştan; bir kısmı sonradan meydâna gelen ve kendi taksîri bulunmayan trafik ve iş kazâlarıyla; diğer bir kısmı yangın, sel, zelzele/ deprem gibi tabîî âfetlerle; yine bir kısmı hastalık ve yaşlılık gibi sebeplerle, bir kısmı da cân, mâl, ırz ve nâmûslarını korurken ve vatan müdâfaası sırasında, o hâle düşebilmektedirler. Bilindiği üzere sanâyi ve teknoloji çağı olan asrımızda iş ve trafik kazâları da çoğalmıştır.

Yukarıda sayılan husûsların çoğunda, engellilerin kendilerinin hiçbir kusûru, suçu yoktur. Bu bakımdan cemiyetimiz içerisinde, hiçbir kimsenin onlara, en küçük bir yan gözle bakmaya hakları yoktur ve olamaz da. Zâten her sağlam kimse de, potansiyel bir engelli adayıdır. Hepimizin başına her ân, herhangi bir engellilik gelebilir;evvelâ bunun böylece bilinmesi ve kabûllenilmesi lâzımdır.

Aslında târih boyunca hep var olan, ama üzerinde çok fazla durulmayan engelliliğin, son dönemlerde artış göstermesi, onu bütün milletlerin, toplumların gündemlerine taşımıştır. Konu, millî (ulusal) ve beynel-milel (uluslararası) çapta ilmî toplantılarda, panellerde, sempozyumlarda ve konferanslarda ele alınıp çeşitli kânûnlarda ve sözleşmelerde de yer almıştır. [Yarın da inşâallah konumuza devâm edelim.]