Bugün “Üç Ay”lar Başladı

Bugün, mübârek üç ayların ilki olan Receb-i şerîfin birinci günüdür. [Dün gece de, Recebü’l-ferd ayının ilk gecesi idi.] Bu ve müteâkıb aylar içerisinde, mübârek gün ve geceler çok yoğun olarak bulunmaktadır. Ya’nî bugünden i’tibâren, mübârek gün ve gecelerin çok kesîf olarak bulunduğu büyük bir ma’nevî atmosfere girmiş bulunuyoruz. Bilindiği üzere, bazı mekânlar emsâlinden çok daha mukaddes, bazı insanlar akrânından çok daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran çok daha kudsî, mukaddes ve mübârektir.

Halkımız arasında “Üç ay”lar diye anılan “Recebü’l-ferd”,  “Şa’bânü’l-muazzam”  ve “Ramazânü’l-mübârek” aylarının, İslam dininde özel yerleri vardır. Bunlardan birincisi olan Receb, Alahü teâlânın ayı; ikncisi olan Şa’ban, Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem)  ayı; Ramazân-ı şerîf de ümmet-i Muhammed’in ayı olarak bilinmektedir.

Üç ayların ilki olan Receb-i şerîf ayı,  dünyâya gönderilen ilk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselam’dan beri kıymetli olup içerisinde mübârek “Regâib” [Receb’in ilk Cuma gecesi] ve “Mi’râc” [Receb’in 27. gecesi] kandillerini ihtivâ etmektedir. “Berât” kandilinin [14 Şa’bân’ı 15’e bağlıyan gece] bulunduğu Şa’bân ayı, Receb ile Ramazan ayları arasında bir köprü mesâbesindedir. Nasıl ki Cuma günü günlerin efendisi ise, dört gözle beklenen, Ramazan ayı da ayların sultânıdır.

RECEB AYININ FAZÎLETİ

Receb-i şerîf ayı,  hürmet edilmesi gereken 4 kıymetli aydan [harâm aylardan] birisidir. Bir âyet-i kerîme meâli şöyledir:

“Allah’ın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, harâm [hürmetli] olan aylardır.” [Tevbe, 36]

Resûlullah Efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve “Ya Rabbî, Receb ve Şa’bân [ayların]ı bizler için mübârek kıl ve bizi Ramazâna eriştir” diye duâ ederdi. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Harâm aylar, Receb, Zi’l-ka’de, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır.” [İbn-i Cerîr]

“Receb ayında Allah’a çok istiğfâr edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden âzâd ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, oralara ancak Receb ayında oruç tutanlar girerler.” [Deylemî]

“Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.” [Gunyetü’t-Tâlibîn]

“Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.” [Miftâhu’l-cenne]

“Receb ayında, takvâ üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip ‘Yâ Rabbî! Onu mağfiret et’ derler.”

Receb ayının ilk Cuma gecesine “Regâib Gecesi” denir. Hadîs-i şerîflerde buyuruluyor ki:

“Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regâib gecesi, Berât gecesi, Cuma gecesi, Ramazân ve Kurbân bayramı geceleri.” [İbn-i Asâkir] 

“Receb’in ilk Cuma gecesini [Regâib gecesini] ihyâ edene, kabir azâbı yapılmaz. Duâları kabûl edilir. Yalnız, yedi kimsenin duâsı kabûl olmaz: Fâizci, müslümânları aşağı gören, ana-babasına eziyet eden, müslümân olan ve dînin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livâta ve zinâ eden, beş vakit namazı kılmayan.” [Bunlar, günâhlara devâm ettikleri müddetçe duâları kabûl olmaz demektir. Bu kişiler de, yaptıkları bu işlerden pişmân olup tevbe ederlerse, onlar da affa uğrarlar.]

Cenâb-ı Hak, kullarına çok merhametli ve şefkatli olduğu, çok acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara husûsî kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tevbe, namaz ve oruç… gibi ibâdetleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Aslında kulların çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve aylar birer sebep kılınmıştır.

Bereketli, hayırlı, faydası bol, feyizli demek olan “mübârek” sıfatıyle sıfatlanan ve İslâm dîninde kıymet verilen on gece vardır ki, bunlar, Hicrî-kamerî sene içerisindeki yerlerine göre [kronolojik sıra itibariyle]; 1 Muharrem ve 10 Muharrem (Aşûre) geceleri, Mevlid gecesi, Regâib ve Mi’râc geceleri, Berât gecesi, Kadir gecesi, Ramazân Bayramı gecesi, Arefe ve Kurbân Bayramı geceleridir.

Böyle ayların, cemiyet hayatımızda çok özel yerleri vardır. Bu aylardaki mübârek gün ve gecelerde çocuklar, gençler, olgunlar ve yaşlılar grup grup camilere doluşurlar, büyük bir huşû içerisinde namazlarını edâ ederler. Bütün müslümânlar birbirlerinin gecelerini tebrîk ederler, daha sonra âile büyükleri, eş-dost, akrabâ ve komşuları ziyâret ederek, büyüklerin ellerini öpüp duâlarını alırlar. Böyle gün ve geceler sevgi ve saygının artmasına vesîle olur.

Yine bu aylardaki güzel âdetlerimizden biri de, yetîmler, fakîrler, garîpler ve çocukların sevindirilmeleri, yardıma muhtâç kimselere yardım ellerinin uzatılması, ictimâî yardımlaşma ve dayanışmanın tezâhür etmesidir.