Berât Gecesi, İnsanların Arzûlarına Kavuştukları Gecedir

Her sene, Şa’bân ayının on beşinci (ya’nî Berât) gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, ya’nî her şey Levh-i mahfûzda yazılır. Tefsîrlerde, Kur’ân-ı kerîmin, Levh-i mahfûza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu gece çok ibâdet ve duâ ederdi. “Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineş-şirki beriyyen la kâfiren ve şakıyyen” duâsını çok okurdu. (Riyâdu’n-Nâsıhîn)

 “Berât gecesi, göklerin kapıları açılır, melekler mü’minlere müjde verir ve ibâdete teşvîk ederler.” [Nesâî, Beyhekî, Abdül-azîm Münzirî]

Bir rivâyette, Hazret-i Âişe vâlidemiz, “Yâ Resûlallah, Allahü teâlâ seni günâh işlemekten muhâfaza buyurduğu halde, neden Berât gecesinde çok ibâdet ettin?” diye sordu. Peygamber Efendimiz buyurdu ki:

“Ben, şükredici bir kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.” [Gunyetü’t-Tâlibîn]

Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki: “Şa’bân-ı şerîfin onbeşinci gecesi olunca, o geceyi ihyâ ediniz ve gündüzünde oruç tutunuz! (Ya’nî Şa’bânın 15. gecesini ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçirin!) Muhakkak ki, Allahü teâlâ, “Mağfiret olunmak isteyen (Afv isteyen) yok mudur, mağfiret edeyim? (Afvedeyim.) Rızık isteyen yok mudur, rızık vereyim. Derde müptelâ olan (Dertli) yok mu, sıhhat, âfiyet vereyim? Ne isteyen varsa, istesin vereyim. Kim ne isterse vereyim!” buyurur. Bu hâl sabâha kadar devâm eder.” [İbn-i Mâce]

Daha önce de bahsettiğimiz üzere, Şa’bân ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman, Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: “Şa’bân, öyle fazîletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfildirler. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” [Nesâî]

Büyük âlim İmâm-ı Mâverdî“Saâdet-i ebediyyeye kavuşmak için müslümân olmak lâzımdır” derken, yine en büyük âlim ve velîlerden İmâm-ı Rabbânî, “Cehennem’den kurtulmak ve saâdet-i ebediyyeye kavuşmak, Peygamberlere (aleyhimüsselâm) tâbî olmaya bağlıdır” buyurmuştur. [“Saâdet-i Ebediyye”: “Sonsuz, ebedî mutluluk, bahtiyârlık” demektir.]

Ebû Ali Cürcânî’nin (rahmetullahi aleyh) zikrettiği saâdet alâmetleri de son derece önemlidir:

“Bir kulun, Allahü teâlânın beğendiği işleri kolayca yapabilmesi, sünnete göre hareket etmesi, sâlih kimseleri sevmesi, eş-dost ile güzel geçinmesi, Allah rızâsı için insanlara iyilik yapması, müslümânların işini görmesi ve vakitlerini Allahü teâlânın dînine hizmetle geçirmesi, saâdet alâmetlerindendir.”

Ca’fer-i Huldî (rahimehullah) ise, saâdetin anahtarını şöyle veriyor: “Sâlihlerle berâber olmak, sonsuz saâdetin anahtarıdır.”